26 Kasım 2009 Perşembe

KURBAN BAYRAMI

.
Buraya tıklayarak tüm tatlıların tariflerine ulaşabilirsiniz. Ayrıca bu vesileyle herkese sevdikleriyle geçirecek mutlu ve huzurlu bayramlar diliyorum.
.

30 Ekim 2009 Cuma

ZEYTİNYAĞLI TAZE FASÜLYE


Malzemeler :
  • 1 kilo taze fasülye
  • 2-3 adet domates
  • 1 adet büyük soğan
  • 1 çorba kaşığı salça
  • 1 çay bardağı zeytinyağı
  • Kaynar Su
  • Tuz

Yapılışı :

  1. Tencerede zeytinyağı ve soğanı kavurun. Küçük doğranmış domatesi biraz kavurduktan sonra salçayla birlikte kavurmaya devam edin. Doğranmış fasülyeleri ekleyip, üzerini 1-2 parmak aşacak kadar kaynar su ekleyip kısık ateşte pişirin.
  2. Afiyet olsun.

07 Ekim 2009 Çarşamba

KEREVİZLİ MERCİMEK ÇORBASI


24 Eylül 2009 Perşembe

Bayram mı?




Eskiden bayramdı… Şimdi sıradan bir gün gibi. Eskiden böyle miydi bayramlar? Günler öncesinden hazırlanırdı bayramda giyilecek kıyafetler, ayakkabı, çoraba varıncaya kadar. Bir gün öncesinden uyunamazdı heyecandan. Annemiz ellerimize kına yakardı. Sabahın erken saatinde yıkanırdı o kınalı eller. Ne de güzel olurdu kınalı eller. Şimdi nerde o kınalar, kına alınmaz oldu evlere.

Eskidenmiş o bayram havası! Biz büyüdük diye mi bayram, bayram gibi değil. Acaba çocuklara hala bayram mı?

Sabah erkenden kalkılır kahvaltı yapılırdı. Hatta bizim evde annem bayram sabahı yemek pişirirdi. Bayram namazından sonraki vakte kadar yetiştirilirdi. Ne lezzetle yenirdi o yemekler. Ne heyecanla giyinilirdi kıyafetler. Sıra gelir tanınmış tanınmamış komşuları sıra sıra gezmeye, şeker toplamaya. Merakla sayılırdı o şekerler, kim hangi çeşit toplamış, kaç tane olmuş. İki ayrı cebe paylaştırılırdı o şekerler, biri çok sevilen, diğeri normal olan. Çok sevilenler yenmeye kıyılamazdı. Harçlıklar toplanırdı, en çok sevilen yiyecek alınırdı o paraya, bitmesi istenilmezdi.

… Şimdi taaa çocukluğuma gittim, önceden beyaz leblebiyi çok severdim, harçlığımın hepsine ondan almış, ne mutlu olmuş, bayıla bayıla yemiştim. Hani kendi param ya, kendi talebimle alınmış ya, lezzetli gelir oysa.

Şimdi harçlık vermede kalkmış ortadan. Ziyaret edilme denen olay yok artık zaten. Bayramın ilk günü öğlene kadar yatılır, eskiden erkenden kalkılırdı. Sonra zar zor kahvaltı hazırlanır burun kırın edilerek. Biraz hava alalım edasıyla çıkılır dışarıya, doğru mağaza gezmeye. Ne oldu eşe, dosta, akrabaya? Herkes dışarıda gezme havasında. Bu bayramda olduğu gibi yağmur varsa havada, yatılır uyulur akşama kadar odada. Davulcularda olmasa kapıyı çalan olmayacak hayatta!

03 Eylül 2009 Perşembe

Lokum

.
Ramazan ayında evimden ayrıyım ilk kez, sahi evime ne oldu? Pardon annemlerin evi... Yaklaşık 2 aya yakın abla mekanında ikamet edilmekte. Kendi odam yok! Kendi yatağım yok! peki ya mutfağım? Bir zamanlar pembe mutfağım vardı... Gecenin bir yarısı bile olsa hiç üşenmeden kalkıp bir şeyler pişirdiğim. tarif defterlerim vardı, yazıcıdan çıktı aldığım onlarca tarifler. Ne zaman markete gitsem hiç dayanamayıp aldığım yemek dergileri... kapağını bile açamadığım yemek kitapları. Hepsi bir koliye konuldu, neredeler? Büyük zevkle takip ettiğim yemek siteleri, reyonlarda hiç bıkmadan incelediğim birbirinden güzel yemek takımları, renkli, resimli peçeteler...
.
Hayat garip, hayat sıkıcı, hayat çok tuhaf, değişen zevkler, değişen hayat... Eyy hayat sen nelere kadirsin!
.
....
.
Resimdeki bu güzel tatlıya Melda'da rastladım. Ramazan ayı için hafif bir tatlı da denebilir, ablamın komşusuna iki gün üst üste gitti, oğlu çok beğenmiş. Üstelik tarifi de verildi.
.

23 Temmuz 2009 Perşembe

NEVİN ABLA'NIN KEKİ


Üstelik iki renkli... Hem de limonlu, limon aroması ise bahçeden koparılmış tazecik limonla.
Bu sabah işyerinde kahvaltımıza eşlik etti bu kek. Ellerine sağlık Nevin abla!
..

20 Mayıs 2009 Çarşamba

TAVUKLU YAZ TÜRLÜSÜ


Malzemeler:
  • Tavuk göğsü (kuşbaşı doğranmış)
  • 3 adet domates
  • 4-5 adet biber
  • 5-6 adet patates
  • 4-5 adet patlıcan
  • 7-8 adet küçük soğan
  • 1 çay bardağı sıvı yağ
  • 1.5 çorba kaşığı salça
  • 2 su bardağı su
  • 1 tatlı kaşığı tuz
  • Karabiber, kimyon, kekik, kırmızı pul biber
Yapılışı:
  1. Kuşbağı doğranmış tavuk, kızartmalık doğranmış patates, bir kaç parçaya kesilmiş biber, doğranmış ve tuzlu suda bekletilmiş patlıcan, kabuğu soyulmuş bütün soğan ve diğer tüm malzemeler geniş bir kapta karıştırılarak fırın tepsisine yayın. Üzerine yuvarlak dilimlenmiş domatesleri dizerek önceden ısıtılmış fırında pişirin.
  2. Afiyet bal şeker olsun.

* Yanında muhakkak pilav, cacık ve şalgam olmalı diyorum:)

08 Mayıs 2009 Cuma

SONUNDA BAŞARDIM..!


Nedeni belli olmayan kendimi bildim bileli yemediğim peynir ve türevlerini 03.05.2009 tarihi itibariyle verdiğim ani bir kararla yemeye başladım.

Pazar sabahı ilk kez kahvaltı da kaşar peyniri yedim ve hiç zorlanmadım.

Peynir yediğimi duyanlar beni tebrik yağmuruna tuttu:)

*Ayrıca son zamanlarda değişen yeni hayatıma alışana dek bir süre buralarda olamayacağım. Hayırlısı ile...
.
Resim buradan alıntıdır.
.

24 Nisan 2009 Cuma

KAYIP

Markette alış veriş yaparken, fotoğraf makinem kayboldu.

Çok ama çok üzgünüm.

Eklenti: 27.04.2009

Babamızla birlikte gittiğimiz alış veriş merkezinde ilk başta en üst kata çıkarak Nazlı'yı jetonlu oyuncaklarda babası oynatır, girişteki masada yorgun argın oturan ben... Babamız Nazlı'nın fotoğraflarını çeker, Sonra bebek bakım odasına gidilir ve Nazlı'nın bezi değiştirilir. Asansöre binilip alt katta olan alış verişe başlanır. Nazlı kucağımda, fotoğraf makinesi elimde. Babamızın elinde cep telefonlarımız ve arabanın anahtarı. Nazlı market arabasına oturtulur. Fotoğraf makinesi elimde. Alış verişe başlanır. En son deterjan bölümünde çamaşır deterjanı alınır ve yumuşatıcıya bir türlü karar verilemez, o mu olsun, şu mu? O anda tahminime göre elimdeki fotoğraf makinesi babaya verilir ve yumuşatıcının kokularına bakılır. Karar verilip kasaya yönelinir, alış veriş tamamlanıp arabaya gidilir.

"-Aaaaaa.. fotoğraf makinesi neredeee?" Diyen baba... Eeee sana vermiştim... Hayır en son senin elindeydi... Ama hayır... Hızlı adımlarla en son gidilen deterjan bölümüne gidilir, arayış içerisinde olan biz, oradaki görevlilere haber verilir, kamera sistemlerinden girişimiz kontrol edilir ve sonuca göre alış veriş merkezine girilirken kamera kayıtlarında elimdeki fotoğraf makinesi görünmez, dolayısıyla makine olmadan girmişiz, eee kucağımda Nazlı var, iki elimle belinden tutuyorum ve elimde de fotoğraf makinesi, nasıl görünsün onca kalabalıkta! Reyondamı unutuldu diye reyon kamera sistemleri incelenir ve bulunamaz. Danışmadan anons edilmesi talep edilir, ancak hayatımda duyduğum saçmalığa göre, ürün için anons yapılamıyormuş! Derken sinirlerim zıplarrrrr...! Danışmada duran şikayet defterine en sinirliliğinden notlar yazılır. Oraya yazdığımı gören güvenlik görevlileri başıma üşüşür, hepsi tekrar diğer kamera sistemindeki görevlilere ulaşılıp yeniden girişimiz kontrol edilir ve sonraki dolaştığımız yerlerde kamera olmadığından ulaşılamaz. Bir saçmalık daha. Koskoca alış veriş merkezinde güvenlik SIFIR! Belki çok önemli değil diyorum ama, daha önemli bir eşyamda kaybolabilirdi, çalınabilirdi! Demek ki güvenlik sıfır.

Nazlı'nın uyku saati gelmiş, hatta geçiyor olmasının etkisiyle Nazlı da mızırdanmalar başlar. Kucağımda pışpışlanarak uyutulur. babamız tekrar en baştan gittiğimiz yukarı katlara da göz gezdirir. Yok, yok! Çalındı, kayboldu.. Ne oldu bu makineye?Arabaya binilir, kucağımda uyuyan Nazlı, sesi çıkmayan baba, gözünden sessizce süzülen yaşlarla ben...

Hayatımda ilk kez bir eşyam kayboldu diye içinden geçire geçire eve varılır. Sağlık olsun deyip, amaaaaan cana gelmesin de mala gelsin diye kendi kendimi teselli eden ben.

27 Mart 2009 Cuma

ÜŞÜYORUM..!

Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde bindiği helikopteri düşen Büyük Birlik Partisi Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu vefat etmiştir. Allah rahmet eylesin.


ÜŞÜYORUM

Bir coşku var içimde bu gün kıpır kıpır
Uzak çok uzak bir yerleri özlüyorum
Gözlerim parke parke taş duvarlarda
Açılıyor hayal pencerelerim
Hafif bir rüzgar gibi süzülüyorum

Kekik kokulu koyaklardan aşarak
Güvercinler ülkesinde dolaşıyor
Bir çeşme başı arıyorum
Yarpuzlar arasında kendimi bırakıp
Mis gibi nane kokuları arasındaRuhumu dinlemek istiyorum

Zikre dalmış her şey
Güne gülümserken papatyalar
Dualar gibi yükselir ümitlerim
Güneşle kol kola kırlarda koşarak
Siz peygamber çiçekleri toplarken
Ben çeşme başında uzanmak istiyorum

Huzur dolu içimde
Ben sonsuzluğu düşünüyorum
Ey sonsuzluğun sahibi, sana ulaşmak istiyorum

Durun kapanmayın pencerelerim
Güneşimi kapatmayın
Beton çok soğuk, üşüyorum..

"Muhsin Yazıcıoğlu'nun Mamak Cezaevi'ndeyken yazdığı şiiri."